KANIMI SULANDIRMAYIN…


Yazar: Op.Dr.Birkan Akbulut

Şu kan sulandırma meselesi uzun süredir yazmak istediğim bir konudur. Herkesin komşu, eş-dost ve akrabadan sonra en çok güvendiği sağlık danışmanı google’a “kanı sulandırmak” diye bir arama yaparsanız bakın karşınıza neler neler çıkacak. Gelin işin esasını öğrenelim.

 

Halk arasında olduğu gibi internet ortamında da “kanı sulandırmak” tabiri yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunun için çeşitli ilaçlar ve besin maddeleri de önerilmektedir. Bu ilaçların ne olduğu zaten malumunuz. Bu ilaçlar gerçekten ne yapıyor, kanımızı gerçekten sulandırıyorlar mı? Yoksa bize bugüne kadar anlatılan hepsi yalan mıydı? Ya da ne anlatılmak istendi?

Bir sıvıyı sulandırmak demek onu seyreltmek demektir, yani su oranını (ya da sıvı olarak ne varsa) arttırmak demektir. Kan da bir sıvı olarak değerlendirilirse kanın sulandırılması demek su oranının arttırılması demek olmalı.

Gelin kanımızı tanıyalım: Basitleştirilmiş olarak kan şekilli eleman ve plazmadan meydana gelir. Plazma kan hacminin %55’ini meydana getirir. Bu plazmanın içinde çeşitli organic ve inorganic maddelerin yanısıra su vardır. Ve plazmanın kabaca %90-92’si sudur. Sıvı dengesi son derece hassas bir konudur. Vücutta su azalınca idrarımız azalır, fazla su aldıysak idrar miktarı artar. Bu ama çok ayrı bir konu başlığıdır. Bir hastalık söz konusu değilse kanın bileşenlerinin miktarı büyük oranda sabittir. Gelelim kanı sulandırma meselesine.

Eğer kanımız sulandırılıyorsa plazmanın içindeki su oranı artmalı, yani kanın derişimi düşmeli. Ama böyle olmuyor, kanımız sulanmıyor.

Peki “kan sulandıran” bir ilaç kullanıyorsak kan sulanmıyor da ne oluyor acaba?

Bunu anlamak için şöyle bir örnek vereyim: Bir yerimiz kesildiği zaman kanama nasıl durur? Çok basit olarak anlatmaya çalışacağım; kan yaralı bölgeden akarken kan pulcukları (trombosit) o bölgede kümelenir ve ilk tıkacı meydana getirirler. Daha sonra bu bölgeye gelen pıhtılaşma faktörleri ki, bunlar plazma içinde bulunur, pıhtı meydana getirerek tıkacı güçlendirirler.

İlaçların etki ederken ya trombosit kümelenmesini bloke azaltırlar ya da pıhtılaşmayı azaltırlar. Bu iki noktaya birbirinden farklı iki ilaç grubu etki eder. Bu iki grup ilaç beraber bile kullanılabilmektedir, çünkü etki mekanizmaları farklıdır.

Gelelim tekrar kanın sulanmasına. Bir yerimiz kesilince kanama zamanı uzadıysa “gözlemciler” bu durumun kanın daha seyreltik olmasına bağlamış olmalılar ki, kanın sulanmış olduğunu söylemişler. Ya da hekimlerimiz uzun uzun doğruları anlatmak yerine kısadan kanın sulandığını söyleyip geçmişler. Sonuncusu da bana çok uzak gelmiyor, bugün hâlâ hem televizyonlarda hem internet ortamında paylaşımlarda bulunan kimi hekim ve kimi bilim adamları kanın sulanmasından bahsederler.

Trombosit kümelenmesinin azaltılması veya pıhtılaşmanın azaltılması damar ve kalp hastalıklarından neden ve nasıl koruduğu başka bir yazımızın konusu olsun.

Sağlıklı günler dilerim.